son trenin içinde
Son esbanda seni gördüm o akşam,
karşı koltukta, sessizce oturuyordun.
Gözlerin dışarıya dalmış, uzaklara bakıyordu,
ben ise yalnızca sana bakıyordum.
Seni izliyordum öylece — sessizce, derinden.
Zaman o an durdu sanki bende,
rayların sesi bile sustu birden.
Kalbim, trenin ritmine karıştı usulca,
ve ben sadece seni izledim sessizce.
Ben seni gördüm,
ama sen beni hiç görmedin.
Gözlerimde sen vardın,
ama senin gözlerin
başka düşler görüyor gibiydiler.
Senin için yolumu uzattım,
kaç istasyon öteye senle geldim —
belki bir an bana dönersin,
belki bir tebessüm kalır aramızda diye...
Ama sen hiç dönüp bakmadın,
camın ardında başka bir dünyanın içine kapılmıştın.
Kaybolan bir hayal gibiydin —
ve ben, kendi ülkesinden kopmuş bir yolcu gibi
sana baktım, sessizce.
Bir mülteciydim bakışlarında,
geçici bir istasyonda kalmış gibi.
Ne sana vardım,
ne geri dönebildim.
Sadece tren gitti,
ve biz, iki ayrı ülkede sustuk o akşam.