T

Bir Anın Çözümsüzlüğü

Bir Anın Çözümsüzlüğü
Her yıldız, her geceye sızar,
Toprağın derinliklerinden yükselen bir çığlık, bir bakış,
bir edâ,
Bir anın çözümsüzlüğüyle saplanır içime.
Kelimeler, katman katman birikir,
Ve ben, anlamın çürüyen kemiğiyle dans ederim.
Sözler, sükutun bileşkesinde çözülür,
Bedenim, varlıkla yokluk arasında asılı kalır,
Birer birer kırılan bağlar,
Göğsümde birikmiş tüm acıları
Bir rüya gibi sarar.

Zaman, bir yamalı bohça misali,
Geçmişle geleceği birleştiren bir kırılma noktası,
Anlar, geçmişin tozlarına karışırken,
Her adımda bir dünya daha silinir.
Bilinç, kaybolmuş bir kök gibi,
Toprağın derinliklerine batarken,
İçimdeki ihtilalin yankısı
Kendi direnişini inşa eder.

Ve her düşünce, her eylem
Bir çözülmeyen denklemde kaybolur.
Bedenim, boşlukta titreşen bir iplik gibi,
Kendi varlığını sorgular,
Her geçen saniye,
Bir ömrün hesapsız girdabında kaybolur.


Ama zamanın dilinden konuşan her ses,
Kendi mezarını kazarken,
Gölgesini bile unutur.
Ve her başlangıç,
Bir sonun derinliğinden çıkar,
Ardından muvaffakiyetle,
Bir umut daha yeşerir,
Bir aşk daha doğar,
Bir ihtilal daha başlar.