E

Çöküşün Eşiğinde

Çöküşün Eşiğinde

Bu kapıdan kaç mevsim geçti, kim bilir,

Çürüyor zaman; tahta, ruh, anı… hepsi erir.

Dünya dedikleri, paslı bir çivi gibi kalbe saplı,

Ben sustukça bağırır içimde o ilahi yalnızlık;

Tanrı, gölgesini bile esirger oldu kulaç kulaç karanlıkta.

Bir sandalye, bir yürek, bir ömür —

Kimsesizliğin tahtı bu, çöküşün töreni.

Saygımın kalmadığı insanlık çarşısında

Vicdanın bile pazarı varmış meğer,

Satılmış bakışlarla kiraya verilmiş merhamet…

Ben yandım da dünya ısınmadı,

Ben sustum da kötülük susmadı,

Ve Tanrı bile yoruldu belki,

İniltisiz dualarımın ağırlığından…

Şimdi bir gölge kadar hafif,

Bir çınar kadar yalnızım bu çürük duvarda.

Kendi içimde büyüttüğüm mezarımdayım;

Toprağım pişmanlık, taşım sükût,

Ellerim geçmişin küllerini okşar hâlâ.

Vardım, gördüm, anladım:

İnsan dediğin; rüzgâr üfler geçer,

Dostu rüya, sözü yalan, kalbi kiradır bu dünyada.

Bense yalnızlığın Tanrı’ya en yakın haliyim şimdi,

Ve Tanrı da susar bazen, bilirsin —

Büyük acılar sessizlikten doğar…



#şiir #şiirler #gençşair #şair #novastar
#dünya #yalandünya #Çöküşün Eşiğinde