E

Demirin Soğuğu

Demirin Soğuğu
Bin türlü soğuk var
Isıranı da, uyuşturanı da…
Usul usul donduranı da
Çok gezdim ben 
Ayazın her türlüsünü yedim
Unutmayan kurt misali
Ankara’sından Moskova’sına 
Mavinin soğunu da gördüm
Ademin soğunu da

Yarım asır sonunda
Dile kolay
Demirin soğunu hissetmek yazılmış
Jandarma takıpta esaret bileziğini
Arka koltuğa oturttuğunda
Kaloriferi emektar fordun
Motorun sıcağını yüzüme atarken
İçim buz kesmiş
Bileklerimden yayılan ince sızı
Soğuğun acıtanı
Hani boğazındaki o yumru
Gözündeki o damlayı salıvermek ister ya. 
İzin vermeyince ince bir gurur
Arkada ‘yıkılmadım, ayaktayım’
Çalsa bir de, tam arabesk
Mavi kırmızı çakarların altında
Açmadı tabi bıyığı yeni terlemiş uzman çavuş
İstemedim ben de zaten
Bileğimde demir
Aklım ve vicdanım esir
İnatla tuttuğum o tek damla
Gururum hala ayakta
Emektar fordun arka koltuğunda
Ve hala mavi kırmızı çakarların yansımasında

Peki sen hücre soğuğunu bilir misin?Ben bilmezdim
Öğrenmenin yaşı yokmuş dercesine
Baş başa bıraktılar
Taş gibi bir somya
UNHCR logolu bir battaniye
Bir de hepsinin altına işleyen bir soğuk 
Kafanda çalan “Free Bird”
Önündeki parmaklıklara inat
Bedenin cenin pozisyonunda
Beynindeki seslere
Ve aslında olmayan soğuğa rağmen
Uyu…

Peki dostun sıcağını bilir misin?Demirin soğuğunu değil
Kendisini eriten
Ulan iyi ki nefes alıyorum be dedirten
Levent’i bilir misin?
Tunç’u ve Gökçe’yi 
Kemal’i ve Arkat’ı 
Murat’ı ve Niko’yu
Ya Fatih’i ve İso’yu?
Ve de Hakan’ı ve Ali’yi

Ben bu kadar ismi sayabildiğim içi
nNe kadar şanslıyım bilir misin?Demirin soğuğu
İçime işlese de
Yediğim ayazı unutmasam da
İyi ki varsın be dostum demenin
Ne güzel olduğunu bilir misin?
Demirin Soğuğu