Hayatı boşluklarından yakalıyordu.
İçi boşalıyordu.
Kimseyle hesaplaşmaya
girmeyecek kadar cesurdu; lakin herkesle savaşmaya kalkacak kadar korkaktı.
İç hesaplaşmaları onu kemiriyordu.
Niçin fark edilmeyen detaylarda boğuluyordu ki? Üstelik yüzme bilmiyordu.
Kurma saat gibi hep tetikteydi;
ancak uykusu bitince uyanan insanlarla yaşıyordu.
Daralıyordu.
Seçmece yalnızlığı, koşullu yalnızlığa doğru gidiyordu.
İyi de niçin yazıyordu ki gördüklerinin suretini inatla?
Muhataplarının hiçbiri okuma yazma bilmiyordu.
— S