M

KARANLIK YUTSUN

KARANLIK YUTSUN



Gece yine omuzlarıma çöktü,
Sessizliğin paslı elleri boğazıma dolandı.
Duvarlarda büyüyen gölgeler sustu birden,
Ve karanlık adımı fısıldadı usulca…





Bir şehir düşün; yağmurla küflenmiş sokaklar,
Lambaların altında üşüyen yalnız insanlar.
Her pencerenin ardında kırık bir hikâye,
Her kalpte saklanan görünmez bir yara…





Ben o gecenin ortasında dimdik kaldım,
Korkularımı sessizce içime gömdüm.
Çünkü insan bazen dualarla değil;
Kendi küllerinden yeniden doğar…





Sen karanlığı bir liman sandın,
Oysa o dipsiz bir uçurumdu.
Kaçmak yerine diz çöktün önünde,
Ve ruhunu sessizce ona bıraktın…





Bir pencere açabilirdin göğe doğru,
Bir umut bırakabilirdin yarına.
Ama sen zincirlerini sevmişsin meğer,
Acını bile sahiplenmişsin yıllarca…





Ben savaşmayı seçtim gecelere karşı,
Kanayan ellerimle gerçeği aradım.
Yalanların örttüğü paslı aynalarda,
Kendi yüzümü tanımaya çalıştım…





Gerçek dediğin yüzeyde durmaz bazen,
Dokunmadan açılmaz hiçbir yara.
İnsan acıya elini uzatmadan,
Hakikatin sesini duyamaz asla…





Şimdi çek o hançeri hiç düşünmeden,
Zaten yaralarım kapanmadı yıllardır.
Bir darbe daha eksiltmez beni artık,
Çünkü içimde bin ölüm saklıdır…





Sapla göğsüme bütün suskunlukları,
Yarım kalmış vedaları da göm içime.
Belki o zaman diner bu uğultu,
Belki gece susmayı öğrenir yine…





Bazı aşklar küle dönmek içindir,
Ne unutulur ne de tamamlanır.
İki insan birbirini severken bile,
Sessizce birbirinde parçalanır…





Sen gözlerimde sönen bir yıldızdın,
Ben sana yetişmeye çalışan gece.
Koştum durdum karanlığın içinde,
Ama hiçbir sabah doğmadı bize…





Yeter artık, yoruldu ruhum,
Taşıyamıyorum bu ağır sessizliği.
Hatıralar bile kanatıyor içimi,
Her anı ayrı bir zehir gibi…





Al şu hançeri, bitsin bu çile,
Parçala içimde kalan her şeyi.
Çünkü bazı acılar ölmez insanla,
Sadece derinleşir geceleri…





Sen küçücük gölgenden korkarsın,
Ben gecenin içine yürürüm yalnız.
Çünkü korku kaçtıkça büyür insanın içinde,
Ve ruhunu yavaşça karanlığa bağlar…





İhaneti gördüm insanların gözlerinde,
Sessizce değişen yüzleri tanıdım.
Bir gün ansızın yabancılaşan sevgileri,
Ve eksilen kalpleri anladım…





Şimdi gece yeniden kapımda bekliyor,
Soğuk nefesi camlara vuruyor.
Gölgeler tavandan sarkıyor usulca,
Ve içimde eski acılar uyanıyor…





Ama bu kez korkmuyorum karanlıktan,
Çünkü insan en dipte öğreniyor yaşamayı.
Kendi cehenneminden geçmeden kimse,
Gerçekten tanımıyor ruhundaki yarayı…





Belki yarın yine doğar güneş,
Belki hiçbir şey değişmeden kalır.
Ama bil ki ben teslim olmadım;
Sadece karanlığın içinden geçtim…





Ve bir gün son kez düşersem geceye,
Yıldızlar şahidim olsun sessizce.
Ben hiçbir savaşı yarım bırakmadım,
Yenildiysem bile savaşarak düştüm sadece…





M.A