Kırılmış Bir Sessizliğin Cenazesi
Daha ilk nefesimde anladım,
Kimse dönmeyecek olanların sesini duyamıyor…
Göğsümde ağır bir yalnızlık gezdiriyorum,
Sanki kalbim, çoktan gitmiş birinin
Unutulmuş eşyasıymış gibi.
Dün gece uyumadım mesela,
Çünkü uyursam rüyalar bile beni terk eder diye korktum.
Zaten gidenlerin gölgesi bile yorgun artık,
Üstüme düşmüyor.
Bir fotoğraf gibi kaldım hayatın elinde:
Rengi solmuş, kenarı yırtık,
Kimse hatırlamıyor ama kimse atmaya da kıyamıyor.
Bazen içimde bir çocuk ağlıyor,
Ama sesi çıkmasın diye
Kendi ellerimle boğuyorum.
Kimse bilmesin diye,
Kimse üzülmesin diye,
Kimse dönmesin diye…
Ve en acısı ne biliyor musun?
Gidenler değil,
Benim hâlâ bekliyor oluşum yakıyor içimi.
Şimdi karanlığa soruyorum,
Beni kim unutacak kadar sevdi?
Kim hatırlamayacak kadar acıttı?
Ve ben…
Daha kaç defa
Kırılmadan kırılmış gibi davranacağım?
M