PASLI YARANIN İZİ
Beni arama,
ey hayat,
o isimsiz kuytuda.
Sessizliğin oyuklarında
kor bir cevherim şimdi ben.
Ayak izlerimin son sınırı
dediğin eşik.
Orda kalamam;
dilsiz, soluksuz, nefessiz.
Eriyen kalbimden sızan
garip bir çınlama,
yankısı susmayan.
Şimdi o çınlama benim,
tüm evrene yayılan.
Gözlerimde cam kırığı bakış,
ilk ışığın yarığı,
kendi elimle açtığım.
O paslı yara, ders defterim;
her sabah bir zırhta kabaran.
Yalanlar, çürüyen eski bir katman,
altında sınanmış bir cevher parlar.
Ruhum, kızgın demirden kale,
hiçbir güç söndüremez onu.
Bekler yalnızca gizli fırtınayı,
yeni bir başlangıcın şarkısıyla.
Ve ben, o yara iziyle,
kök salarım en derinlerde;
Atlas’a can veririm,
küllerimden yeniden doğan.
K