SOKAK MANZARALARI
Sabah gün ağırırken başlar sokağın hikayesi
Önce belediye işçileri çıkar karşıdan
Dilinde küfür gibi bir şarkı ellerinde süpürgeleri
Yenilmişliğin izleri okunur çatık kaşlarından
Derken duyuverirsin sokağın kimsesizlerini
Bir çöp kutusuna başında aranıp durur
Baksa da görmez insanlar, duymaz seslerini
Ayağı yalın çocuklar eteğinde koşturur
Uykulu gözlerle arşınlarken yolları
Fırınlardan mis gibi simit kokuları taşar
Köşedeki bankta dünden kalma sarhoşlar
Kiminin ağzında küfür kiminde edepsiz naralar
Günle birlikte çıkıveriyor çocuklar sokaklara
Sırtlarında kambur gibi çantalarla yollara
Dert yüküyle iş giden insanların arasında
Genci yaşlısı, uykulu gözlerle aynı koşturmaca
Öğleye doğru gelir cami avlusunun sakinleri
İki büklüm belleri ile baston sesleri
Yüzlerinde koca bir ömrün derin çizgileri
Kimi vakit öldürmeye kimi bedava güneşe
Boş gezenler tavernasıdır sokaklar
Hele inşaat görünce bir seyir başlar
Derdinden bunalanlar, temaşadan kaçanlar
Sokakta geçer o kayıp yaşamlar
Bin yıllık tiyatro sahnesi sokaklar
Kiminin elinde ekmek evin yolunu tutar
Kimi boş fileyle sebzenin ucuzunu arar
Gün sonunda yorgun dönen suratlar
Kimi sırtında heybe kim elinde poşet
Kimi rızkını taşır kimi geçmişin günahlarını
Her biri kendi dünyalarında bin bir suret
Yurdum insanından sokak manzaraları
A
SOKAK MANZARALARI