Y

Sorgulama

Sahi ölümü yakından gördün mü hiç?
Gülen, koşan, yiyen, içen, yazan, çizen, okuyan, anlayan, analiz yapan bir bedenin soluşuna şahit oldun mu sen?
Et yığını kalışına öylece ortada yatışına omuzlarda taşınışına toprağa verilişine ....
Yaşama deve kuşu gibi kafasını sokan bizler ölümü hiç gördük mü? Hiç hissettik mi? Hiç ruhun solması ne demek düşündük mü?
Saniyeler içinde çıkılan belirsiz karanlık bir yolculuk hiç düşündük mü? Yolculuğun bileti doğduğumuz günden kesilmiş üstelik.
Hayat ile ölüm arasındaki ince çizgiyi ayrımsadık mi? Şuan yaşıyoruz ama aynı zamanda heran da ölebiliriz.
Yoksa saldık mı? İpin ucunu kaçırdık mı? Battı balık yan gider mi dedik?
Aldığımız evin arabanın taksitlerinden, düğün masraflarından, içkiden, eğlenceden, ihanetten, çoluktan çocuktan başımızı kaldırıp bakmaya zaman bulamadık mı? Tek yönlü bir yolda olduğumuzu hala anlayamadık mı?
Tanıtayım
işte bu dünya hayatı (geçici, fani, aldatıcı) telafisi olmayan bir evre, sürekli aleyhine akan bir zaman, sürekli doğup batan güneş, dökülen ya da ak düşmüş saçlar, kamburlaşan beller, sürekli solan canlar... Bunlar neden bizi ilgilendirmiyor gibiyiz? Neden bu kadar gafiliz? Neden yaşadığımız hayatın bizlere sunduğu ipuçlarını yakalamaktan aciziz?
Ne kendimin ne de sizlerin, Hayat boyunca uyumasını ölünce uyanmasını istemiyorum.
Kuran da, dünya hayatının kısalığını anlatmak için, bir saat olduğu yazar. Bu bir saatçik, ebedi hayatın fragmanı gibi düşünülebilir zannımca. Bir saatini(dünya hayatını) nasıl yaşadıysan onun karşılığında bir ebedi hayat bahşedilir. Tıpkı bir filmin fragmanı gibi. Üstelik bu filmin hem yöneticisi hem de boşrol oyuncusu biziz.
Solan canlar, ne doğan güneşin ne akan zamanın umurunda. Çok sevdiğiniz birini kaybettiniz ağladınız feryat ettiniz peki ya zaman durdu mu ya da o gün güneş doğmadı mı mesela ya da sizin bulunduğunuz haleti ruhiyye kimsenin umurunda olmadı mı? Güneş, zaman başınıza gelen felaketi takmadı mı?
Gece gece hepinize en derinliklerinizde bildiğiniz ama tahammül edemediğiniz acı bir gerçeği yani ölümü hatırlattığım için özür dilerim.
Ama sizlerde lütfen bi uyanın artık ölümlü dünya abi ya bu kadar rahat yaşamayın kız çocuklarına tecavüz etmeyin öldürmeyin, bebeklerden pis ellerinizi çekin mesela.
Fragmanda sen böyle yaparsan, filmde sana ne yaparlar bir düşünün ? Milletin halkkına da girmeyin. Hukuk fakültesinde bari akademisyen alırken adil olun. Rektörün dekanın şunu bunu diye onca kişiyi üzmeyin kırmayın bu sizin yönetmenliğini yaptığınız bir film unutmayın. Çalmayın insanları fakirleştirmeyin emekleri üzerine krallığınızı kurmayın abi öleceksiniz ya bi düşünün. Bu toprağın altında üstünden daha çok yatacaksınız millet. Vala çok ciddiyim. Bu ne başıboşluk ya bi silkelenip kendinize gelin artık. Bu ne gaflet kardeşim ya. Cahileyeden beter halimiz. Kimi düşünürlerin, insanın fikri terakki (ilerleme) tezini çürütecek hale geldik.
Bir de :
İmanın şartı altı . Birisi de ahirete iman. Her imanın şartı Kuranda sırf inanmak anlamında kullanılan - iman etmek- kelimesiyle anlatılır. Ama ne hikmetse ahiret inancını anlatan ayetteki fiilin anlamı - iyice iman etti - gibi daha etkili bir tonda anlatılır.
Çünkü ahiret inancı ferdin dünyada toplumsal hayatını doğrudan etkiler. Adeta dünya hayatı ahiret inancına göre şekil alır. Hesap vereceğine inanan bireyin kul hakkı yemesi, çalması, zinası, kumarı, içkisi olmaz beklenmez. Çünkü hesabını vereceğini bilir. Ama ne hikmetse bizde burada da bir sıkıntı var ahiret inancı var ama yanında faiz var, özel günlerde içki de var, kumar da var, kul hakkı da var.
Bu terslikte bir iş var. Tüm dengeleri altüst etmişiz. Artık bir durun. Ölüm var hesap var.
©yasinn