Yer,gök,toprak aşkına//
Senin bu ellerin
ekmek kavgası gibi kadın
sıcacık çalışkan
yaşamak telaşı boyuna.
Ocakta kaynayan mercimek çorbası,
taze ekmek kuyruğu
zeytin hesabı
simit çay denkliği.
Kuşlar geçiyormuş üzerinden
bırak geçsin
ve
çirkinliğine yansın
bütün sokakları bu kentin.
Cinsiyeti belirsiz mevsimde
sabah olmuş göz altı torbaları şişmiş bütün merdivenlerin
ayağın kayiyor yine,
kayarken kendi sesini duyuyorsun
gömülüyorsun içindeki denize..
.....Kimse tutmuyor nasırlı elinden,
vurasin geliyor hayatı gözünden gözünden..
Gök d/üşüyor üzerine toprak rahmine çekiyor köklerini,
bildiğin bütün imla kurallarını
Tinsel cinsel korkularını unutuyorsun
İrdelenmis bir avuç sevgiyi çalmışlar ruhundan..
Ücra bir kentin varolusunda şimdi çocukluğun,
durmadan yürüyor yürüyorsun
sonunu bilmediğin yazgiya.
Zambak kokukariyla karşılıyor seni ölüm
Amel defterinde çalınan çocukluğun,
hüzünlü şiirler notlar
Ve
büyütüp büyütüp öldürdüğün umutlar .
Simdi gülsem dudağımın uçuğunda kırmızı güller açacak gülmesem hatrı kalır çocuk kalmıs sesimin.
Ömür dediğin dudağından dökülen tek kelime değil midir ..
©saheste
Y