"Yorgunluğumun Adı Yok Artık"
Ben birşey istemedim aslında…
Ne koca jestler, ne kahramanlık…
Sadece biri olsun istedim yanımda.
Beni görsün…
O iğneler yaktı ya bacaklarımı,
işte o an omzumdan tutsun istedim,
bir kol olsun, biraz vicdan olsun…
Yorgundum.
Görmüyor musun?
Gözümü açamıyordum artık.
Ama hâlâ ben, yol tarif etmeye çalıştım,
hâlâ ben, sesim çıkmasa da konuşmaya çalıştım…
Ve sen sadece izledin.
Sanki yanımda değildin.
Sanki alışmışsın beni güçlü sanmaya.
Ama ben güçlü falan değildim o gün…
Kırılgandım, bitkindim,
ama en çok da yalnızdım.
Sen “Yine yaranamıyorum sana” dedin ya...
O an içimden bir şey koptu.
Ben bir yara değilim ki,
senin iyileştirmeye çalıştığın...
Ben sadece bir insandım.
Üşüyen, acıyan, yorulan…
Ve sen kolunu uzatmayınca,
kalbimi çekip aldın elimden.
Ben seni hiç böyle yalnız bırakmadım.
Sen hasta olduğunda,
sen moralin bozuk olduğunda,
ben hep oradaydım.
Sessizdim belki ama yandım seninle.
Şimdi ben düşmüşken,
neden yoktun?
Neden yabancı gibi oldun?
Sana “kucağına al” demedim.
Ama gerekirse alacaksın...
Çünkü sevgi, bazen koluna girmektir.
Bazen bir telefon açmaktır,
bazen “sen hiç konuşma, ben hallederim” demektir.
Ve bazen…
Sadece bakıp “canın çok yanıyor biliyorum” diyebilmektir.
Benim yorgunluğum artık iğneyle,
ilaçla geçmez.
Beni bu hale getiren, bedenim değil sadece.
İlgisizliktir, umursamazlıktır,
hep güçlü olduğum sanılarak
içimin göz ardı edilmesidir.
Beni artık
birinin sesi değil, birinin susarken bile hissettirdiği şefkat iyileştirir.
Yoksa ağlamaya devam ederim.
Sessizce, içimden…
Ve bir gün
o sessizlik beni senden tamamen alır götürür.
321suskun/Zariye Cengizoğlu
3
"Yorgunluğumun Adı Yok Artık" Ben birşey istemedim aslında… Ne koca jestler, ne…