P

Ruhu Parçalayan Aşk

Ruhu Parçalayan Aşk
Bu aşk değildi…
bu, habersiz gelen bir fırtınaydı,
gökyüzünü yırtarak gelen
ve kalbimi paramparça yerde bırakan.

Hayatıma girdin
hiçbir şey istemiyormuş gibi,
ama kaldın…
sanki hiç gitmeyecekmiş gibi.

Ve ben, kendimden bu kadar uzak,
sana tamamen kayboldum.

Seni sevmek hafif değildi,
sakin değildi,
filmlerdeki gibi güzel değildi.

Seni sevmek yangındı.
Çaresizlikti.
Bağımlılıktı.

Bu öyle bir aşktı ki
izin istemez —
içeri girer, tüketir, ele geçirirdi.

Bana öyle bakardın ki
en zayıf olduğum yeri biliyormuşsun gibi…
ve işte orada beni yakaladın.

Orada,
acıları sakladığım yerde,
korkularımda,
en derin yaralarımda.

Ve sen dokundun.

Nazikçe değil…
ama beni tamamen dağıtacak kadar güçlü bir şekilde.

Kaçmak istedim.
Tanrı biliyor ne kadar istedim.
Ama sende bir şey vardı
beni geri çeken
adımı fısıldayan bir uçurum gibi.

Ve ben düştüm.

Sana düştüm,
kollarına,
hatalarına,
sessizliklerine.

Çok fazla hissetmenin
gerçek aşk olduğunu sandığım
yanılgıya düştüm.

Ama değildi.

Arzunun içine gizlenmiş bir acıydı.
Tutkunun kılığına girmiş bir bağımlılıktı.
Sarılmayan bir aşktı…
parçalayan.

Ruhu parçalayan,
özür dilemeden.

Her sözün
içimde yankılanırdı
göğsümde sıkışmış bir çığlık gibi.

Her yokluğun
doldurulamaz bir boşluktu.

Ve yine de…
ben kalırdım.

Çünkü seni sevmek
beni hayatta hissettiren
tek şeydi —
beni yavaşça yok etse bile.

Sen en güzel deliliğimdin,
ve en gerekli hatam.

Çünkü sende anladım ki
her aşk kurtarmaz.

Bazıları…
öğretir.

Ve acıtır.

Öyle acıtır ki
kimsenin göremediği
ama benim hissettiğim
izler bırakır.

Bugün hâlâ hatırlıyorum.
Aynı acıyla değil,
ama hayatta kalmış bir kalbin
açık yarasıyla.

Sen hayatımın aşkı değildin…
ruhu parçalayan aşktın
ki ben sonunda
kendimi yeniden inşa edebileyim.

Ve ben yeniden doğdum.

Parça parça bile olsam,
yaralı bile olsam,
sensiz bile olsam.

Çünkü senin yarattığın kaostan sonra…
kendi huzurum olmayı öğrendim.

—Paulinha Cunha—