Ahlaksızlıklar içerisinde tertemiz bir kristal şamdan
Buna güvenmek için epey vakit var
İnançsızlıklarımı sorguladığım karanlığın içinde
Aslında göz çeperlerimi kızartan bir ışık var
Hakikat nedir hangi soydan?
Hangi kitaptan, hangi romandan, hangi inanıştan?
Hakikati hakikat yapan belki küçük bir sil baştan
Sopranolar çığlıksız kalıcı bir sessizliğe adanmış
İki üç notanın yoksunluğuna acı tazeler
Ben bağrınırken silüetin gölgesinde
Başımda anlamsız bir kaç gölgesiz bekler
Harelenir uyruklarım
Yeni renkler, yeni sisler, yeniden dolanır hisler
Kaçak zevkleri kaç kuruşa verir o herifler?
Sabrın esareti sonunu getirdi kardeşin
Katliamsız orta yerinde yıkılmış bir savaşın
Kriterler, karakterler, söylemler, eller
İşte o eller
Bekaretine gitti küçük bir yoldaşın
Duyanın duyarsızda ahı oldu
Ne sardunyalar ne çehreler soldu
Sarılanlara seslendim sessizce
Sıvazlanan omuzlarınız değil bariz korkuydu
İçilemedi cinnet suyu,
Dökülemedi toprağa tortusu
Yansıtan ışığı iç yüzündeki aynanın
15 yaşında bir kız çocuğu.
©simsufidan
S