Önüm de küçük bir mum var.
bense küçük bir masada oturuyorum.
Her yer karanlık.
Mum sadece kalemi aydınlatıyor.
Hiç bir şey yok etraf da.
Pencerenin üzerini örten ağacın budağına konmuş
bir kaç kuşun sesinden başka hiç bir şey duyulmuyor.
Her şeyim bitti artık.
Son mum'um , son kağıd 'ım,
son mürekkeb'im ve
sana son nefesim ile
yazdığım son bektubum...........
18 haziran 1882
SON MEKTUB
Son mektub du yazdığım.
Dilimin sustuğu,
kalbimin konuşduğu,
kaleme söz verdiğim son mektub du bu.
Özlemişim seni
özlermi insan onu sevmeyen birini.
İşte ben öyle sevdim seni
Baharın çiçeği özlediği gibi,
yazın güneşi özlediği gibi özledim seni.
Keşke sile bilseydim geçmişdekileri
aklım dan silseydim sesini
kalbim den cıkartıp ata bilseydim seni.
Unuda bilseydim sensiz geçen acılı geceleri.
Hatırlar'mısın kıp-kırmızı uçurtma
Ipi senin ellerin de
Rüzgarın esintisi ile süzülerken
Nasıl hayranlık la izlerdim seni.
Nasıl hatırlayacaksın ki ?
Sen hiç görmedin beni
Gözlerin ile görsen de
Kalbin ile hiç kabullenmedin beni.
Son mektub du bu.
Kağıda dökülen son sözcükler di bu.
Son nefesim ile son nefesimde
yazdığım son mektub du bu.
Yıllardır kalbimbde mühürlenmiş ,
Ağızı kilitlenmiş,
aşkın sözleri idi bu
Son mektub du bu.
Yıllardır yoksun ömrüm de
Ben zaten hiç olmadım senin ömrün de.
Olsun hayalin vardı gözlerimde
Ben onları sevdim
onlarla konuşdum be sevgilim.
Yazıyor um bu mektubu sana
Uzakdan sevdim seni
Sen hiç bilmedin beni
Aşkından pervane oldum
Şimdi yanma zamanı
Elveda sevgilim.
18 haziran 1882
H