Çanakkale, kanla yazılmış bir destan.
Bir nice yiğit toprağın bağrında yatan.
Onlar için her şeyden önemlidir vatan .
Alır gücünü damarlarında taşıdığı asil kandan.
“Çanakkale nedir?” diye sorarsın sen.
Bilmezsin, toprağın bağrındaki yiğitlerdir tarihe can veren.
Her bir karış toprağı için vatanın serden geçen.
İman dolu göğsünü düşmana siper eden.
Şehittir benim adım.
Mühim değildir yaşım başım.
Akarken gözümden kanlı yaşım,
Bir avuç topraktır sırdaşım
Nedir bu hâl, bu ahvâl?
Hasım için en büyük sükut-u hayâl.
Yeter ki inmesin o hilal.
Canım da kanım da hakkım da olsun size helal
Edemedim son kez babamla bir kelam.
Şehit oldum diye ağlama anam.
Canımı vatana verdim, yemem artık gam.
Düşmana ciğnetmesin bu vatanı Hüda’m.
Kimi evli kimi nişanlı.
Benim de bir yarim vardı yanakları allı, bayrağı şanlı.
Duvarında bir takvim vardı asılı.
Sahi, kavuşmamıza ne kadar kaldı...
Kazanmalıydık öyle ya da böyle.
Aldırış etmedik ne yağmura ne yele.
Selam olsun benden Onbaşı Seyit’ime.
Zaferimsin Çanakkale.
18 Mart bin dokuz yüz on beş.
İşte o zaman doğdu güneş.
Şehit oldu binlerce kardeş.
Ama yurduna geri döndü yüz binlerce kalleş.
“ileri” demiş Mustafa Kemal’im, bu yoldan dönülmez.
Buraya gelen yiğitler geri dönsün beklenmez.
Bizde bu aşk, bu yiğitlik tükenmez.
Unutamayacaksınız, Çanakkale geçilmez.
©nazkule_
N