gözlerini çatmış bir öğretmen,
al karneni seneye tekrar edersin,
tabi karneni okuyabilirsen çocuk,
seneye benle değilsin,olana sabır versin,
kafamı öne eğip,istenmezliğin karnesini,
herkes bahçede mutluluk sevinçleri atarken,
bahçe duvarına öylece otura kaldım,
elimde karnem, gözümde yaş varken,
hava öyle bir rüzgarlıydı ki,
göz yaşlarımın yüzümde kuruduğunu,
ellerimde emanet karneyi okumadan,
uçtu,uçtu koştum ama havalandı,
5 katlı binanın çatısında kala kaldı,
üzüldüğüm konu,içine bakamadığım,
okuyamazsın diyebilmenin cesareti ile,
sınıfta kaldın, sınıf tekrarı yazısını okumaktı,
o gün anladığım...
hayata bir sıfır başladığımı...
sakallı Öğretmen'ime...
o zamanlar,özel çocuklar vardı, ama bilinmezlerdi,
onlara yaramaz ayküsü
düşük çocuklar derlerdi,geri zekalı derlerdi,
laftan anlamaz,3 yaşında köyden gelmiş türkçe konuşmasını bilmeyen ayaklarında,
5 numara büyük ayakkabı ile sınıf arkadaşinin babasının çeketi ile okula giderken ceketinin rengi lacivert değil giremezsin diyen okul yöneticileri varken,
sizin insanliğinizi okuyamamış olabilirim.
ellerimden uçup giden karnem değildi,
sizin utanç verici insanliğinizdı...
okulllar açılmiş,yeni öğretmenim sınıfa girerken şöyle demişti...
geçen sene arkadaşıma yaptıklarını biliyorum,parmağını sallayarak,
ben ona benzemem, betona gömerim seni ona. göre anlaşalım,
ağlayarak gittiğim müdür odasında sınıfımı değiştirmiştim yeni öğretmenim
Mustafa Erdoğan beni sınıf başkanı yapmış,okula gelmediğinde sınıf sorumlusu olarak arkadaşlarıma ders vermemi söylemişti o gün
işte hayata bir sıfır başlamadığımı andım.
şimdi bütün mezuniyetlerim var,
içinde taktir belgelerimle,
okuma sevdası olan ufak yürekli bedenlerin
içerisindeki yaşanmişlığı anlayamayan,
öğretmenler olmasın artık.
gerçek yaşamdan
05 HAZİRAN 1991
©byde
B