Sen bu şehire geldiğin zaman
Yıldızlar kaydı, durmadı yerinde
Güneş battı bir öğle vakti.
Yanından geçen insanlar eğdi başını öne.
Kıskandı tüm çiçekler bir gece vakti soldu da
Kimse büyülenmemek için bakmadı yüzüne.
Bir anlık şeytana uyup bakınca sana
Açtım kollarımı sana koşmak istedim
Gitmeyince bacaklarım,
Tanrıya dua edip ölmeyi diledim.
Ateşten gömleği giydim o gün.
Günden güne yandım ve karardım.
Kazıdım zihnime yüzünün tüm hatlarını
Yıllarca seni çizebilecek bir ressam aradım
Tuvallerde yaşatmak istedim seni
Hastalıklı bir gece vakti koynuma alıp uyumak
Ne kadar imkansızmış meğer
Anladım ki yoktu kimsede bu yetenek
Mürekkebin ıslattığı bir sayfada yaşatmak istedim.
Tüm dillerin en güzel kelimelerini önüme serdim
Beceremeyince tüm bunları
Döndüm kıbleye koyunca başımı secdeye
Tanrım, nur cemali bir hayal olup sarsın bir kez
Kaldıramadan secdeden başımı, al canımı
Sesimi duymadı o gün kimse
Yaralarım kabuk bağlamadı
Tanrı için bile fazla imkansız
Seni görmüş olmak bir saniye olsa bile
Hayat denilen kumarda kazandığım tek andı
Hayatımı bir kumar masasına koydum da
Hep senden yana zar attım
Teker teker kaybettim ailemi ve dostlarımı
Bir saniye uğruna tüm değerlerimi sattım
Artık kaybedecek bir şeyim kalmayınca
Koydum ortaya canımı, dedim isteyen istediğini alsın
Kaybettim o gece son kumarımı da
İstedim ki azrail kapımı çalsın
Çalınca azrail tahta kapımı
En güzel kıyafetlerimi giyinip gülerek kapıyı açtım
Dedim ki korkmuyorum senden ey ölüm!
Ben acıların en acısını zaten tattım.
©enfeksiyon
K