Hasretinin zirvesinden koptu bir kasırga
Paramparça etti benliğimi her bir zerremi kattı kervanına
Bulandı her bir zerrem sana, senin sensiz yanına
Ve yükseldi semâya tüm zerre-i sâfirim
Dört bir yana davete çıktı her bir sefîrim
Nihayet sükûna erdi arz ve sema, dindi kasırga
Bütün kainat bir anda büründü sessizliğe
Akına çıkan bulutlar aldılar mevzîlerini
Ani bir gök gürültüsü sarstı zerrelerimi
Bir vazife ittifakıyla dönüştüm yağmur katrelerine
Fezanın yamacından kopup serpildim üzerine
Keza hasret-i vuslatım taşmıştı mahzeninden
Nitekim ben de iyice doymuştum sensizliğe
Kurak topraklarına kurban ettim her bir pârami
Boşuna cabalamışım ne yaptıysam nafile
Gönül tarlanda bir umut yeşermedi bile
Ne papatyalara ne de güllere yurt oldun
Nasıl katlandın bunca baharın hârına?
Kuruttun cennet kokulu elvan çiçekleri
Yalnızca kaktüsleri basmıştın çelikten bağrına
Sebebi böyle körü körüne sevilmek miydi?
Bu yüzden mi gazap dikenlerini musallat ettin yoluma?
Ne dikeninden yıldım ne yolumdam döndüm
Mecnun'un çölünde yanıp Ferhat'ın dağında söndüm
Damla damla kurudu kanım ağır ağır soldum
Bana mısın demedin adını sahrâ koydum
Kuruttun bağımı, bahçemi ey sahrâ, ey beyâban
Dindirmedi hararetini ne boran ne de bârân
Nice aşıklar eskitti bu dikenli, kasvetli yolları
Kimi erdi güllere kimi de tattı hârı
Baharda hârı tadana hangi güz olur derman
Ben de bu yollarda hârı tattım bir zaman
©masske
M