Ey İstanbul senin için derler ki
taşı toprağı altın İstanbul ama
önüne varımı yoğumu sersem
açar mısın benim için kapılarını
taş duvarla yolumu kapattın da
geldim gördüm neler çektiğimi
sen birde Allah biliyor istanbul
ah istanbul sen mi büyük sün ben mi
anladım ki sen büyük sün yendin beni
köyümden uzak hapsindeyim senin;
yardan uzak kaldım buralarda
yalnızım şimdi ben yalnızlığımla
resmine bakıp duruyorum senin
sen benim içimde hep canımda
dışarda afiften rüzgârın sesi
üşüyen eller titreyen geceleri
onca insan binlerce aç yüzler
taşıyorlar gurbetin şu izlerini
ne umutlarla düşerler yollara
ne bulurlar bırakırlar ardında
ailesini çoluğunu çocuğunu
gözleri karışıyor yağmurlara
anadan ayrı babadan ayrı
gardaşlarımdan ayrı kaldım
bazen ağladım hasretle yana
yana gönlüm acı çekiyor elbet
dalıp gidiyorum gecelerce boyu
düşünüyorum en derin düşünce
boğuluyorum şehrin ortasında
üzerime geliyor herşey burada
tanıdık yüzler göremiyorum ki
uykusuz kalırım gurbet ocağında
©aşıkcihan
C