Hani penceresiz kalmıştık
Uçurtmamız tel örgülere takılmıştı
Hani geçmiyordu günler ne oldu ne çabuk geçti iki gözüm ölüm bu kadarmı kolaydı
Hani mutluluk oynardı bahçemizde.
Bir şafak türküsünde tutuşurdu dizelerin
Hani doruklara sevdalıydın bu nasıl bir sevdadır yakıştımı bir munzurluya
Ah bu nasıl bir ölümdür eylüllere isyan gibi
Bir kasım sabahında duman çökmüş munzura
Dağlarda ölme isteği gibi
Niye böyle anne ölüm niye bu kadar sürmeli
Yine bir 16 kasım sabahı işte gidiyorsun
Toprak alıyor bu hazin gövdeni
işte gidiyosun hicranın kalıyor tebeşirde
İşte gidiyosun üşüyor ölüm bile
Alican Doğruer
A