S

Akasya durağı

Anlayamaz kimse ne yazdığımı, yazdıklarımı..
Çünkü yaşanmışlıklar var her bir dizesinde
Her bir dizesi akasya kokuyor
özlem kokuyor
senin gibi Menekşe kokuyor
Yaşanmışlıklar boyuyor gözlerini herkesin,
kimse göremiyor
Kimse de bilmesin o vakit ben ne derim
Bakmasını bilene soralım mahlası nedir bu dizelerimin
Kör biridir belki bakmasını bilen
Laldır belki konuşmasını bilen
Ah şu yaşama umudum, insan sevgim
ne kadar doldurursa bardağımı hep çatlattı sıcaklığı
Bardak doluyken boş tarafından baktık ya bak şimdi bardak boş, dolu tarafıda kalmadı
Nereden baksan derbeder olmuş bu eller, diller sana
O kadar uğraş içinde en güzeli de güneşin peşinden hep ayın doğmasıydı.
hem izler hem de hayalperestliğim hayallerimi binbir renk ile boyardı.
Bak izliyorum hayatı ufacık bir pencereden
şimdi pencereler bile göğe bakamıyor
Belki eğer düşseydim daha diplere bakabilirdim daha da göğe
Koskoca pencere var odamın ücra bir köşesinde
Ama bakamıyor göğe, görmüyor göğü
hem de
Ben bu kadar teslim olmak isterken göğe
Hayatı izlerken ben öylesine pencereden.
sen gelmiyorsun bak şimdi
hiçte sormuyorsun eskisi gibi
"yanaklarının rengi güneşten mi kızarır"
kimse sen gibi soramıyor
sen gibi olmuyor
sana benzeyemiyor
benzemiyor
Hani bir gün gelmiştin böyle yanıma birde elinde senin küçük turuncu dünyan
kaydettim seni kişilere diye
ben seni hayatıma almışken senden habersiz hiç te söyleyememişken kızarsın diye
Sence senin kişilerinde olmak İlk kez mi mutlu etmiştir beni?
bilmedin bence bilemeyeceksin de belki...
©sey