Alıştım yokluğuna...
Alışmak canını acıtmıyor mu?
Ben acıya alıştım!
Ben senin yokluğuna alıştım!
Ben her şeyi ama her şeyi hatırlamamak için o anıları, o güzel şeyleri hatırlamamak için erken uyumaya alıştım.
Her zaman seni yazarken deftere ağlamaya alıştım.
Ama sonra gözlerimde ki yaşlar bitti sanırım.
Gözlerim dolduğunda akmaya ramak kala o damlaları akıtmamaya alıştım.
Her gün yine düşler kurmaya alıştım.
Hiç bitmeyen tükenmeyen düşler mesela...
Sonra senden nefret etmemek için o son söylediğin sözleri okuyarak nefret etmemeye alıştım!
Sanma ki acımıyor...
Bunlar ne kadar acıtıyor bir bilsen!
Sevgimi hiçe saydın. Ben ben o sözleri okuyarak seni sevmeye alıştım.
Nasıl istiyorsan...
Ben öyle böyle alıştım bir şeylere...
Ama bir tek unutmaya alışmadım.
Çünkü isteseydim unuturdum seni.
Ama biliyor musun?
Hiç istemedim.
Buna alışmayı istemedim ve istemeyeceğim...
Sanırım alzeimer olsam yine seni unutmam.
Ben sevgine alışmamıştım. Çünkü alışılmışlığın dışında anlatamadığım bir şeydi bu duygu... Nasıl desem pratiği dışında... Bu dünyanın dışında harikulade bir şeydi senin beni sevmen. Sevgin beni muhteşem kılıyordu. O yüzden her zaman müthiştim. Ama değilim sanırım. Artık değilim.
Çok işlemişsin bu kalbe. Çoktan mahkum kaldın. Ama ne yazık ki anahtarı kaybettim...
Rb&Drk 🍷🌙
14.04.18
22.14
G