A

Anafora mektup

Her gemi yolculuğumda yüreğim,
Deniz fenerinin ellerinde atıyor
Ve her dönüşümde
Denizyıldızına yazdığım şiirin,
Dokuzuncu mısrasını güvertede unutuyorum.
İsminin harf sayısını tutturduğuma,
Şaşmamak gerek değil mi?
elbette...
Mektubunda,
Bir şeylerden bahset demişsin.
Bilmem ki neler anlatayım.
Dün akşam yemeğinden sonra,
Çehreni resmetmeye çalıştım
Beceremedim.
Resim yeteneğim yok hâlâ,
eskisi gibiyim...
Fazla bir şey yok gibi,
Bir de Beyoğlu çarşısında gezerken
Cızırtılı bir fonografta duydum sesini
Sanırım şair olmuşsun,
Ama hiç şiirin yokmuş,
şaşırdım...
Neyse,
Bende yazıyorum bazen kış aylarında
Güneşi giyiyorum sırtıma ,
meraklanma, üşümüyorum.
Hatta bazen,
Geceleri fukara mumlarla şiir yazmak, eskisinden bile daha güzel oluyor inan bana.
Çoğu şey değişti doğrusu,
ne diyeyim.
Şimdi limanda gemiler
Vaktinden önce kalkıyor.
Bazen ağaçlar bile annelik yapmıyor kuşlara
Çok üzülüyorum
Gidişin yalnız beni perişan etmiyor,
görüyorsun...
Ve ben papatya kurularını,
Ay ışığı altında şımartan bir haziran gecesinden yazıyorum sana,
Her şey,
Bu kadar.
Her şey bu
ve kader...
©aspidistra