Yine aşk acısıyla kavruluyorken
Bir gece vakti mezarlıktan geçtim.
İki avucumda saklı kızıl bir elma kaldı yetim.
Sessiz çığlıklar duydum, haykırışlar, bağrışmalar…
Yalnızlık attığım her adımda yanımda oldu var.
Kısmen de olsa gördüm gerçekleri.
Meğer yirmi senelik beni, benden iyi bilirmiş mezardaki.
Gayb havuzuna attım kendimi, derin düşüncelerde.
Sordum, hiç bitmeyecek gibi görünen hayatın
Olağanüstülük neresinde?
Sonra içimdeki aşk acısıyla konuşmaya başladım.
Bana gerçekleri anlattı benden ayrılan bir yanım:
Nereden geliyor içine bu sevgi, nerede aşkın kaynağı?
Peygamberliğine inanman için olması mı gerekir kanadı?
Diyebilir misin bana bir parçam fazla?
Allah her şeyi bir oranda yaratmıştır tesadüf sanma.
Dünya hayatında ömrünle arkadaş olup sonsuza adımlarsın.
Ömründe tökezleme başladığında başlar tövbe duaların.
Çoğunuzda peygamber isimleri var.
Dilde küfür, elde haram oldukça isim neye yarar.
Bildiğin bilmediğin her şey hakikat şahidi…
Gözlerini açıp bakman yetmez görmek için gerçeği.
Farkına var; gözler sonsuza açılıp hayata kapandığında
Dünyada sahip olduğun hiçbir şehvet, ihtiras, tutku olmayacak yanında.
Öldükten sonra hayat olsa da olmasa da aşkı unutacaksın.
Yaratıcı, aşkı yarattı; o isterse yaratır aşktan ötesini.
Üçüncü bir şansın yok; ya iyisindir ya kötü.
Sonsuz hayatı haykırır ölülerin duyulmayan her sözü.
Mademki sonsuzlukla ilgili bir tereddüttün var
Kendine vereceğin şans inancına değil, sana yarar.
Biz sadece gördüklerimizle yaşıyoruz artık anla.
Bu evrende bir zerreyiz,
Yapabildiklerimiz çok dardır düşünceler yanında.
Aşk kadehinin dibinde kalır birkaç damla sevgi.
Canı veren Allah, canı alırken alır tüm sevgini.
ᵉ