Bir bir azalışlara mahkumdu yapraklar...
Tüm sonbaharların bitmezliğinde...
Fısıltılarını dinlediğin...
Ve...
Yağmurlu kaldırımlara teşne kaldığın...
Karanlığa ve soğuğa bırakıldığın hissinde...
Bir an gelir...
Anlarsın...
Bir mazinin ardında...
Tutunamadığında dallara, anlarsın...
Belki...
Her bir kopuşun yılgınlığına ağladığın...
Belki aldandığından bile habersiz...
Yavan çığlıklara...
Viran kaçışlara...
Ve kahırlara sarıldığın...
An gibi...
Gün gibi...
Sayfa sayfa koparıldığındı hayat...
Ve sen...
Bir an gelir...
Ansızın...
Anlarsın...
Çaresiz kaldığında, anlarsın...
Bir bir harcandığındı anlamsızlıklar kim bilir?
Ve kandığındı, tüm aldanışlar...
Her defasında...
Yeniden ve yeniden...
Hep ama hep körpe kuruntulardasın...
Mutluluğun ardında...
Ama sahte bir zanda...
Belki de...
Kurtulamadığın arzuların çıkmazında...
Girdabına kapıldığındır da zalimlikler...
Bir an gelir...
Anlarsın...
Umudun tükendiğinde, anlarsın...
Oysa...
Baharlarını da çalarlar çok geç olmadan...
Ve güz...
Dökülen yapraklar olmadan karşılar seni bu kez...
Soğuk, buz kestiğinde anlarsın...
Güneş ısıtmaz bir daha bedenini...
Yollar umuda uzanmaz...
Gece, göğün yavan...
Ve saatlerin yalan olduğunu...
O zaman anlarsın...
Bir an gelir...
İşte o zaman anlarsın...
Ama...
Çok geç olduğunda, anlarsın...
©kfaik
K