C

Anlarsın Diye Sadece Sana

Yaşımdan yorgun yaşımdan telaşlıyım demişti Beyazıt
Ta ki sevdiğini görene kadar
Bir omzunda dünya bir omzunda sırat
ata binmiş arkasında aşk süvarileri
tut ellerimden dedi acz olan
güllerin arasında saklanan kara güle
taze ölünün mezarı beklediği kaldırımlarda
aşkın harman saldığı topraklarda
esmer yağız delikanlıların alnından akan
iki damla ter misali boşadı
hasretinden mahpus damlarında kırılan kelepçelere
ve sevdanın hangi adlarını sayacaktı
bizim minganımızın al yazmalıları
hani toprak çatlar ya derinden suya
bende çağlamışken senin gök yüzünden
ne sese gerek vardı ne de bir habere
uçan kuştan sana giden yollara
ah bir bilsem
ah bir bilsem
okurken belki tutarsın kalp sancını
çare çıkmaz dediğin sokaklarda
yağmur olup yağarken bombalarla
hangi Ankaraydı yakışan ve yakılan
sevgililerin buluşma merdivenlerinde açan sıcak busemsi baktığın çiçeklerin ahengi
yorulma kör düğüm
ellerim ellerine preslenir mevsimlik işçi edasıyla
dedim ya bi sen anlarsın bir de biz
yoksa ne'me gerek var bilinmez zamanda
binlerce nüfus toplulaştırmasında hisseleşen yalnızlıkların küçük mecralara nasiplenmesinde
yoksa birbirimizden habersiz ya sen ölü ya ben yaralı
yaralı ölüye şifayken
kötü alışkanlıklardan dolayı değil
hani sen o durakta gök olurken
ben olurda sığınırım diye senin limanlarına
eh be sevdiğim
eh be sevdiğim
görmeyen kör gözüm
âmâ değil ki gönlüm..
olur da anlarsın tut atalım yorgunluğu
küllüğümüze adı sanı belli olmayan şairlerle..
©cahitçe