onlar bir bahçenin daha acmamamis
tomurcuklariydilar
kimsesiz peygamberin ümmedi
öksüz ırkın fertleriydiler
herkesin götüreceği cepsiz bir kefendi
onlar o kefeni bile goturemediler
şöyle doyasıya yemek yemediler
ruhi Kilickiran yetimdi
oyleki giydiği ceket bile emanetti
bir iftar gecesi aldılar bizden onu
bunlar ne faşistdi ne komünistdi
şehit olmasalar öğretmen olucaklardi
bu vatana kimbilir ne faydaları dokunacakti
Hz Ali'nin kırk yıl kölesi olacağı insanlara
kıydılar
bunlar Hz Hüseyin e kiyanlarin torunlariydi
gözlerinde kin vardı kana susamış canavarlarin
vicdan ne arardı ki iki buçuk yaşındaki
çocuğu şehit ettiler
zannettiler ki bizi öldurunce
Allah'ın nuru sönecek
ruhiler dursunlar mustafalar ölürdü elbet
Allah'ın davasiydi baki olan
omuzlayacak bir yiğit kalmasada
ebabil kuşlari gelir yardıma
hangisini anlatayım sana
hangi yarayı deseyim
vücudumuza açılan hiç bir yaraya
kabuk bağlatmadik
fakirdik yetimdik gariptik
cepte yoktu paramız elbiseler yamalı yırtık
karinlar ac gözler uykusuz
buna rağmen bizi ayakta tutan imandi
bize vurulan her kapci bizi celiklestirdi
idam edilirken hafiften yağmur ciseliyordu
idam edilecekken öyle istemisti
Rabbim o gün yagdirmisti rahmetini
ölmeden selalari okundu yiğitlerimin
parmaklıklar ardından
Allah'ın kelamı yankılanıyordu
o boş rutubetli duvarlardan
kinleri sana değildi yiğidim
sonduremedikleri Allah'ın nurunaydi
kurumuş dudaklar kenetlenmiş
bir Allah'ın kelamini söyler
lime lime edilmiş bedeni Hz Sümeyye gibi
Ertuğrul dursun önkuzunun
ciğerini parçalamış vahsinin torunları
anlatamam anlatamam
anlatmaya kelam yetmez
©gökçekız
G