Bir gün ummadığın anda rüzgar burnuna kokumu estirdiğinde anlayacaksın.
Gözlerin seni bilen gözler aradığında anlayacaksın.
Tenin, herkese yabancılaştığında; ruhun, eşinin eksikliğini hissedip, seni terk ettiğinde anlayacaksın.
Senin kelimelerden yollar yaptırdıklarının sana bir harf boyu yaklaşamadığını gördüğünde,
Susarak anlaşabilmenin kıymetini anlayacaksın.
İçinde bastırdıkların açığa çıktığında, vücudun sana ait değilmişcesine tepkiler verdiğinde anlayacaksın.
Sözlerin bir kalbi nasıl yaraladığını, bir bir kulağında yankılanıp sağır olunca anlayacaksın.
Yüreğinde sevgiye sahip olmanın değerini, sevilmeye hasret kalınca anlayacaksın.
İçimdeki adını koyamadığım duyguya adıyla seslenmeye başladığımda; bilinmezliğin keyfini, biliyor olmanın tedirginliğini anlayacaksın.
Hayal kırıklığının ne demek olduğunu, dağılan parçalarını toplamaya iki elin yetmediğinde anlayacaksın.
Kaçmanın korkaklıktan başka bir şey olmadığını, yarıda bıraktıkların tamamlanınca anlayacaksın.
Sevginin fani olmadığını, dünya durmasına rağmen kalbinin göğüs kafesini parçalarcasına atmasıyla anlayacaksın.
Anlayacaksın da
Zaman seni anlamayacak, dinlemeyecek.
Sen umarsızca bir umut ışığı ararken
Zamanın seninle alay eder gibi elinde bıraktığı tek şey "geç kalmışlık" olacak.
Her şeyi anlayacaksın da
Bir bunu anlamayacaksın.
©sadeceirem
-