Dört ay vardı, ananın gözleri yollardaydı
Başka bir derdi yoktu, oğul derdiydi derdi.
Sorardı: – “Oğlum nerde?” – Her savaştan dönenden
Ondan haber gelmez de, haber gelir ölenden.
"Yere mi batdı oğlum, göye mi çıkdı oğlum?
Belki ben yanılmışım, ezelden yoktu oğlum?!"
Öyleyse sebeb nedir anneye yazmaz kağız
"Oğul, oğul",– demekten kabar oldu dil, ağız!
Kalkardı yatağından dan yeri sökülende…
Her kapı açılanda, her kapı örtülende
Dikilerdi ananın gözleri bir noktaya
Sevinerdi: – “Oğlumdan belki mektup var!” – diye
Tanımayan bulunmaz mahallede postacıyı
her kez tanırdı onu, her kez severdi onu.
Onu tanırdılar adamlar adımından,
Bir bayramdı çantası dolu geldiyi zaman.
Anaya şad haberler getirmişti vaktiyle
Şimdi mektup almayan ana gelerek dile,
Söyledi postacıya bir kaç acı cümle:
“Mektup olmasa, bir de sen bu sokağa gelme!”
Postacı söz demedi, dilsiz dayandı durdu,
Sanarsın dağ başında onu yıldırım vurdu…
Ananın gözlerinde soru gördü bir yığın,
Başını yere eğdi dayandı hayli dalgın.
derin derin soludu sonra sokağa çıktı
Fikirler, düşünceler hassas kalbini sıktı.
Dedi kendi kendine – ananın hakkı vardır,
Geniş dünya oğulsuz onun kalbine dardır…
Dört ay vardı, ananın gözleri yollardaydı
Başka bir derdi yoktu, oğul derdiydi derdi.
Günler geçti… postacı o sokağa gelmedi
Ana, gözüyle onu çok aradı, görmedi.
tüm mahalledekiler alışmıştılar ona,
Her kez dedi: “aceba ne oldu postacıya?!”
İhtiyar postacı da anaya bir derd oldu;
Yolunu beklemekten her gün gözü dört oldu.
Hiç olmazsa postacı bu sokağa girende
Mektup alan komşular sevinende, gülende,
Oğlunu anımsayıp sevinerdi ana da –
Sevincinden her kezin pay düşerdi ona da.
Düşündü: “Belki...Belki kalbini kırdım onun,
Belki bir macera var başında postacının…
Belki onun da oğlu kanlı dövüşlerdedir
Kim bilir, belki o da benimle bir derttedir…
Hastadır, bakan yoktur belki de postacıya,
Evlerini bilseydim, bir kez uğrardım ona.
Bundan başka ne gelir, ne gelir ki, elimden?!
Keşke o sözler benim çıkmasaydı dilimden!
Mektup getirmese de, gelsin de görek onu,
Sever bir ana gibi bu dertli yürek, onu…”
Dertli ananın arttı bire bin acı derdi,
Bir kendi oğul derdi, bir de postaccı derdi…
Bir gün sokak kapısı açıldı çok suratle
Komşular çıktı evden heyecanla, hayretle.
Gördüler ki, postacı elinde mektup gelir,
Sanarsın pençesinde kartal av tutup (avıyla) gelir.
Aldılar bir kırpımda postacıyı devreye,
– Mektup kimedir? Söyle, niye susarsın? niye?
Çevirip gözlerini ananın gözlerine,
Postacı kanat taktı öz yürek sözlerine:
– Bundan bir kaç gün önce benden küsen, inciyen,
“Mektub olmzsa, bir de bu eve gelme! – deyen
Merhametli, muhterem anayadır bu kağız (kağıt)!..
Her kez bir dilden dedi: “Gözlerin aydın, ay kız!”
Ana, gözleri yaşlı, etir saçdı dilinden,
Tez öptü postacının mektup veren elinden…
Süleyman Rüstəm.....Tercüme bana ait...:
I