Gün aydınlandı,
Günaydınlarsız.
Gurura, kibriyaya yenik düşmeseydik eğer,
Dün ayrılmazdık.
Kim bilir bu hale belki düşmezdik hiç.
Zât-ı Zülcelâl bizlere güç versin.
Birlikte neler neler düşlerdik de,
Artık düşlediklerimizde çok güç belki.
Ölmeden ölemediğimden,
Kurtar beni nefsimin köleliğinden.
Gel, göz çukurlarımda oluşan göle değirmen kur!
Karanlıktan ölümü göremediğinde.
Yıkılmaya yüz tutmuş gönlümün konakları.
Gözlerimi pür dikkat yollarına odakladım,
Bir umutla, içim içime sığmaz.
Değerini bilemedik ya o dakikanın.
Gözlerinde kaybolduğum günün, Pazartesi'nin.
Kulaklarım hala bir umutla arar sesini.
Duyamadığından göz çukurlarım yaşar selini.
Ben buradayım, kusurların aşarsa seni.
Aramızda bir duâlık yol var.
Vicdanım ki gaflette, uyanmıyor da
Ferşten arş-ı alâya yükselen bu yangın ondan!
Dayan diyorlar...
Ne demli yandığımı ilaçtan çok sözlerini yutan anlar.
Ey ehli aşk, bu taraftan.
İnşaallah râzı olacaktır utanandan,
Gözyüzünde Güneş'i direksiz tutan Allah!
©eddai
ᵉ