Herkes yalnız ölür sahnenin gerisinde.
Demir kafeslerde, kumarhane köşelerinde.
Zihinlerin çöplükleri eşelediği gülümsemelerde,
Bir kadın sevmek, yaşamaktan nefret etmek midir?
SİZCE?
Beyaz güvercin kanadında sunulmuş bize aşk.
Tuhaf ve tutulmayacak sözlerin pazarlığında.
Omuzları çökmüş, yaşlı ihtiyar adımlarında,
Her seferinde daha uzağa kaçmak arzusunda.
Aşkın sancısı, yakışır mı bulutların kralı güneşe,
Güçsüz sabahları, gecelere kavuşturan göklere,
Kara evlerin, kül rengi bacalarını bekleyen feleğe,
Güven duygusundan beslenmiş kum tanelerine?
Güven içinde yaşamaktır asıl tehlikeli olan.
Sıcak bir bedende, öldükten sonra doğan
Uykuların, dehşet dolu ayarsız saatlerinde.
Sıradan insanların ve çocukların, korkusuz sesinde.
Arzu gardiyanı mı? Yoksa, yastık haydutu mu?
Geceleri gelen kötücül düşlerin sahibi.
Tek fâni mesele aşksa bu ölümlü dünyada.
Arzu edilenden daha çok arzu etmeye aşığız.
ASLINDA.
M