Altın kum tanesi deniz dibinde.
Midyeler henüz çıkamazken.
Güzellik eserleri değilmiylerdi.
Çıkartamazken mücevverleri.
Bir daha seferde kimlere kalacak?.
Pırlanta şeffaf okyanüs temizdir.
Zümrüt yeşillikleri elmaza sunar.
Hala açıklanması muhtemelen.
Civa kadar yerinde duramadan şuan.
Kalpdeki duraklar bir son durağa koşuyor.
Çelik gibi zaman demir gibi paslanmış.
Saat 12 buçuk yabancılar yemekten kalkmış.
Okunması dualar kazaya kalmış.
Cezası ağır mahkumlar artık kabullenmişler.
Ölüm cellatları bir daha ki, asılmaya özetmiş.
Gündüzü ısıtan güneş dinlenmeye gitmiş.
Yolculuk yapan bulutlar sağanaklar bırakmış.
Geceni hayel dolunay tutulmaya özlenmiş.
Yıldızlar umut ve ayrılık hazinesidir alınmayan
Ayrılan çiftler ayrı taraflarda hüznlenmiş.
Umudunu kaybetmiş bakarak hayele gitmiş.
Sevgililerse omuz-omuza göklere dilek etmiş.
Saplar ise bir elinde bira sahillere dalmış.
Sigaralar yakılırken kafa gitmiş olmalılar.
Argo ifadeler yine çaresiz çığlıklar esirgemiş.
Kan yaşaran gözler, ellerdeki resimler kadar.
Geçmiş tuzağı ağır basmış belkide yakmıştır.
Ama hep hayelini kurduğumuz arzular.
Gerçeğe dönüşe bilseydi şimdi o sahiller boş kalarlardı.
©elçinyusuf
E