Kapına geldim hemen gideceğim
giderken bu kalbimi vereceğim
senle atsın bu kalb sakın kırma
benden sana bir hatıra sevgilim
geriye bıraktığım yüzüm olsun
hatırla için pişmanlıkla dolsun
bir şarkı gelir ta uzaklardan
bu bizim şarkımız dokunsun
sevmeyi bilmeyen çekip giden
yıpranmış aşkımız cana küsen
açmadan solmuş boynu bükük
kalmış sevgisiz güle benzeyen
her akan damla yakar yüreği
birgün sende anlarsın beni
giden zaman dönmez geriye
getiremeyiz kaybettiklerimizi
bir tebessüm kadar uzaksın
ve ölüm kadarda yakındasın
senden gelsin bu ölüm yarim
üstümde kara bir topraksın
ismin şiir oluyor dudaklarımda
her haykırış akan gözyaşı oysa
ellerim tutmak ister sıcaklığını
hissetmek için ruhum damardan
saramadım doyunca belki seni
öpemedim koklayamadım tenini
saklıyorum dün gibi hala bakta
yastığımın altında saçının telini
soruyorum aya gökte ki yıldıza
seni göstersinler diye yâr bana
hayalini yorgan yaptım uyudum
çare olmuyor ah sen olmayınca
senin yerine hiç kimse giremez
gönlüm bir başkasını sevemez
bir gülüşün vardı sanki cennet
gidince cehennem oldu sönmez
elde sazım yürekten bir türkü
çalar söylerim yanan ömrümdü
yalnız kaldım gecelerin ardına
ne sabahı doğuyor ne gündüzü
dara düştüm kederli hayatta
çıkar mıyız bilemem yarınlara
özlemin dolu içimi yakan ateş
kül etti beni savurdu rüzgârla
mecnunum çöllerde seni dilenen
keremim han köşelerinde deliren
uğruna şiirler yazan pir ozanım
âşıkların divanına gam düşüren
bulut olup geceden beri aksam
ayrılık ölüm gelir ah ne yapsam
kaderime bu alın yazıma çaresiz
gelmez elimden hiçbirşey sussam
gitme diyemedim neredesin sen
vazgeçmem yıllar geçse bile ben
böylesine sevmişken seni ben yâr
gel başlayalım tekrar aynı yerden
işte sonunda bizde gelip ayrıldık
anladım masal kadar biz yalandık
sanki biz diye birşey yokmuşuzda
farz et ki bunları hiç yaşamadık
©aşıkcihan
C