Aşk,
Şubat'ın keskin soğuğunda,
Yüreğinden gelen sıcaklık ile recmedilişimdir.
Bin cefayla uğraşıp, türlü dert edinirken;
Ne seni, ne de beni uyutmayan,
Avuç içlerimden, saç diplerime terleten,
En derin nefesimi içime alıp,
Geriye nasıl vereceğimi bilemediğim an'dır
Ağır hasarlı, yorgun yüklü kalbime;
Bütün mesafelerin kurak yollarında,
Bana diz çökerek sunduğun nasibimdir.
Aşk,
Kocaman bir şehrin içinde,
Bir senin kaldığına inandığım sevdamdır.
Maden döküntüsü gibi kafa dağınıklıklarım,
Ve yalnızlığa rehin düşen bedenimin ardından,
Yağmuru çeken toprak gibi işlememdir içine.
Bir sesin, bin nefese dönüştüğü;
Yüzünün haritasını içimin coğrafyasına çizdiğim,
Kullanılmamış hayallerin, gerçekleşeceğini bilmektir.
Aşk,
İki avucunun arasına,
Yatağında, yastığında.
Yanıbaşında ve orta yerinde kalbinin,
Soluğunda sesinin,
Gözlerinde içinin,
Göğüs kafesini darlayan,
Sel olup akan,
Durmadan kaynayan,
Hatta bir heyalan,
Yanardağ gibi taşan...
Aşk,
Gözlerime yüzünü kattığım.
Gülüşünden bir taşım alıp,
Sözlerin ile efsunladığım;
Varlığın ile taçlandırılmış,
Bana sunulan kutsallıktır.
©-eternal-
-