Sen ki Mezopotamya kırlarında gün görmemiş, el değmemiş bir çiçeksin. Bir yudum mutluluk için değil ki, bir ömür sevdasına bin ömür verecek gönülde umut çiçeği gibisin. Edeple bakıyor, bakarken gözlerin bile çok masum bakışlı. Gözlerin sende, bakışların hayali bende kalsın.
Ar ve edebin her bir zerrene sirayet edip işlenmiş, nadir erişilenlerdensin. İstiridyede bulunan gizli inci gibisin. Kahkahalardan çok ırak, sende ki tebessümler iki gül yaprağı gibi. Tebessümler sende, gül yaprağı bende kalsın.
Yüz tenin de okunur, çok yanık senin yüreğin, kurşundan beter mısraların alev topu gibi her satırın. Düşünce kalbe, kalbi kül edip yakıyor yanan kalbin küllerinde AŞK yazıyor. Aşkın üç harfi bir seni yazıyor. Senin adın, hangi çiçek? Gül mü? Karanfil mi? Fesleğen mi? Nergis mi? Papatya mı? Aşk mı? Adın sende, külleri aşk ateşinde kokusu zerafeti bende kalsın.
©hasanbey.
H