Sen ki Mezopotamya kırlarında
Gün görmemiş, el değmemiş bir çiçeksin.
Bir yudum mutluluk için değil ki,
Bir ömür sevdasına bin ömür verecek,
Gönülde umut çiçeği gibisin.
Edeple bakıyor, bakarken gözlerin,
Çok masum, çok derin bakışlı.
Gözlerin sende, bakışların hayali bende kalsın.
Ar ve edebin her zerrene işlenmiş,
Nadir erişilen bir güzelliksin.
İstiridyede saklı bir inci gibisin,
Kahkahalardan uzak, tebessümün
İki gül yaprağı gibi narin.
Tebessümler sende, gül yaprağı bende kalsın.
Yüz teninde okunur, çok yanık senin yüreğin,
Kurşundan beter mısraların,
Alev topu gibi her satırın.
Düşünce kalbe, kül ediyor kalbi,
Yanan küllerinde "AŞK" yazıyor.
Aşkın üç harfi yalnızca seni yazıyor.
Adın sende, külleri aşk ateşinde,
Kokusu zerafeti bende kalsın.
Fırat'ın çağlayan sularında,
Dicle'nin dingin kıyılarında
Zümrütanka kuşu gibi zarif,
Senin varlığın uçsuz bucaksız.
Düşlerimde kanat çırpan o kuş,
Kıyısında Fırat'ın, seni arar durur.
Kanatların sende, kuşun gölgesi bende kalsın.
Gönlümde açan narin çiçeksin,
Her yaprağın bir umut dolu.
Rüzgar esip, seni kollarımın arasına atar,
Her nefeste özlem büyür.
Dallar sende, rüzgarı bende kalsın.
Bir sevdanın en derin okyanusunda,
Sonsuzluğa yelken açan gemisin.
Hangi limana sığınsan, dalgalar seni anlatır.
Durgunluğun sende, fırtınası bende kalsın.
Her mevsim sendeyken,
Benim içimde hazan.
Senin gülüşün, ilkbahar rüzgarı gibi,
Düşer yapraklar hüzünle.
Mevsimler sende, hüznü bende kalsın.
Ve her an adım adım yaklaştıkça,
İki sevda birleşirken,
Senin aşkın içimde,
Kendi yolunu bulur.
Aşk sende, özlemi bende kalsın.
©hasanbey.
H