Atına binmiş geliyor yağız delikanlı.
Güneşi doğuruyor tozların arasından.
Üstü başı kirli, bir çok yerinden yamalı.
El sallıyor rüzgâr dağların arkasından.
Bir bekleyen var derenin kenarında.
Bir yandan da çamaşır yıkar, marifetli.
İki çukur kazılmış beliriyor yanağında.
Dalgalanıyor saçları, üstü başı nemli.
Yiğit nam salmış bundandır yanması.
Atını sularken sevindirir gözlerindeki feri.
Gönlü tutulmuş, ondan sebeptir kanması.
Onu bekler yollar ama o dönemez geri.
Bir bakış sezdi kız, göz devirdi uzaktan.
Yandı kalbinde bir ışık, gözleri gülüyor.
Kim olabilir diye düşündü meraktan.
Acabaların gölgesinde bakışları süzüyor.
Ağır ağır yanaştı adam dedi merhaba.
Titreyen sesiyle karşılık verdi kız utanarak.
Hiç uyanmamıştım dedi böylesi bir sabaha.
Derin derin iç çekti sevdiğine bakarak.
Bir kez daha yenildi insan, aşk galip.
Kavuştu eller hiç ayrılmamak üzere.
Bu hikâyede herkes mutlu, yok mağlup.
Sevgi öyle gitmez, ne yakışıklıya ne güzele.
©ikrar
I