A

Aşk Kırmızı

Kırmızıyı sevdiğini bilseydim
hayallerim kıpkırmızı olurdu
Trabzon hala güneşin ardında
ufuklarında birkaç kara leke
birkaç kan pıhtısı dudaklarında
Trabzon hala sevimli mi sevimli
ve hala bir tomurcuk tadında
yürüyelim seninle Trabzon'da
korkusuz bir rüyadır
bekler bizi Of'da, Tonya'da
birkaç kuğu, birkaç mahzun kuştüyü
yenilgisiz bir muamma gibidir
arar buluşmayan ellerimizi
deli rüzgâr yine sarhoş, hovarda
tam orada, Maçka yokuşunda
birkaç bulut çekelim gökyüzünden
damarlarımızdan geçirelim ve birden
bırakalım suların üzerine
sen bir defa konuş, sen bir defa gül
kumlu ebrular yapalım seninle
serpmeli ebrular, bülbülyuvası
hercaimenekşe, gonca ve sümbül
yüzün bir ay gibi parlarken gecenin ortasında
yürüyelim seninle Trabzon'da
Sürmene mağrur türkülerini
gözlerine baka baka söyleyin
martılar üşüyünce
denizin sıcağında bulsunlar kalbimizi
anlayabilir misin
neden çıban gibi büyür bağrımda
büyürde kelebek olur bu sızı
kırmızıyı sevdiğini söyledin
bu yüzden mi günlerdir
Trabzon'da gül kokusu yayılan
tepeler kırmızı, sular kırmızı
Trabzon bilmeli ki, sahillerine
mehtabı taşıyan senin bakışlarındır
Trabzon bilmeli ki, limanlardan gemiler
önce senin yüreğine açılır
uzaklarda bir yerde
ağı öpmek için eğilen balıkçının
parmaklarında hüzün
sana doğru akan nehrin
ağlayan suretidir
bir elimizde umut
bir elimizde sevda
yürüyelim seninle Trabzon'da
kemençe kesilsin, tükensin yazı
çaresiz kalınca mızrap ve şiir
ozan bir kenara bıraksın sazı
ressam fırçasına neden mi kızgın
tuvalde çizgiler, renkler kırmızı
kırmızıyı sevdiğini bilince
çekilir mi artık güllerin nazı
Ağaçbaşın'da her akşam
burcu burcu bir rüyadır hayalin
karanlık, hüznünü düşürür dağa
kuşlar kanat çırpar, yıldızlar ağlar
endamın her sabah iner toprağa
hasret, yanlızlığı çoğaltan deniz
ayrılık acıyla süzülür kandan
nefesin fermandır Sürmene Manastır'ında
dönüşünü bekliyor rıhtımda Sultan Selim
öylesine yorgun, mahzun ve candan
Trabzon bir yanımda, sen bir yanımda
uykusundan uyanınca fırtına
dalgalar türkümüze aşina olur
yüzümüze bakınca deniz fenerleri
sahibini arayan gemilerin
çığlığıyla vurulur
tarih heyelandır hainlerin ardında
Trabzin tarihin soylu babası
biz bu yürüyüşü Karadeniz'den almışız
sevdayı Uzungöl'den
yağmurun burukluğu altında
geçiyoruz sokaklardan delice
anlayabilir misin
Tarabya'da gezinen
hayal kırıklığının benden türediğini
anlayabilir misin
kırmızı neden böyle
doldurur aynalara inleyen yüreğimi
sana giden yolların kavşağında
bir adam direniyor izini bulmak için
siliyor tanyerine akan alın terini
ufkunda sapsarı umudun rengi
mavi yitik, beyaz kızgın ve siyah
arıyor sessizce kaybolan günlerini
Akçaabat'da simit satan çocuklar
nasıl anlasınlar ellerimizin
neden böyle çekingen olduğunu
Liman önünde vapur bekleyenler
gökyüzüne dokunurken bu acı
kimdir diye sorsunlar içlerinden
birlikte yürüyen iki yabancı
biz gitsek de, Trabzon'da yine de
yıllar yılı gezinmeli bu sızı
benden bir yaralı şiir kalmalı
senden bir tebessüm, bir de kırmızı
©aykutturha