Çok zaman sözlerin oyuklarında
Yalımsız, hasretin rengi soluktu.
Nida olmayan ses boğumlarında
Hüzünlü dillerim yalnız kalıktı.
Küllerinde cefa ile
Sakladığım vefa ile
Sürmediğim sefa ile
Kör gözüne ışık dünya.
Hazır elde durmaz, özgü yaşamak
İrademe uygun renkle barışmak
Dünya'ya sığmayan sevgiyle taşmak
Ummanım da akın akın balıktı.
İçime ferah mavisi
Bulunmaz dışa hamisi
"Düşman" bilmem,dost kimisi
Yüreğimle aşık dünya.
Çekeri bu gönlüm hazzı çekeri
Elveda demeden döner tekeri
Ham bedene giren, iksir şekeri
Mideye inmeden dilim buruktu.
Çiçeklere eylerim naz
Tüm canlıya çalarım saz
Dileğim de her mevsim yaz
Ellerim de kaşık dünya.
Altın ayarında güzeller görmek
Güzelle yaşayıp sevgiler örmek
Sevgisiz yaşamak "ben hiçim" demek
Gördüm böyle insan, bağrı yanıktı.
Ağrısı var, sızısı var
Hüzün sığmaz, her yere dar
Doşansanda diyar diyar
İnsan'ına şaşık dünya.
Dağın arkasından, kent ortasından
Şarabını içtim aşkın tasından
Haberiniz olsun garip yasından
Yaşadığı her gün esir, sanıktı.
Ölmeden ölüm yaşadı
Cennetine gül taşıdı
Sevmek her şeyin başıydı
Çapı güle düşük dünya.
Uzaklara derin bakmanın tadı
Huzuru bulmanın ağlamak adı
Sığındığım zaman, Hamit Tunç yadı
Alemlere sevdasıyla kanıktı.
Türkü buldu, şarkı buldu
Roman için kağıt oldu
Şiir yazdı şiir kaldı
Bir tarafı deşik dünya.
17 Haziran 2022/ Kahramanmaraş
©hamit
H