S

Aşk ve Ölüm

Başımı döndürüyor dünya
Boğazıma kadar geliyor zamirler
Ancak ağzım kitlidir onları kusmaya
Sînemde ölümcül emirler
Bakıyorum ötekiler de aynı mı?
Pek değil...
Ağustosta sararmış ilk yaprak olarak buluyorum kendimi
Öylesine seçilmiş bir kötü haber elçisi
O zaman bu bedendeki sefil
Asırların istisna olmuş soylu kanı mı?
Belki...
Ama anlamış değilim
Bilge kaftanını bolca giyenler
Hep şu iki kadim sözcükten bahsederler
"Aşk ve ölüm"
Sergilerde asılmış tablolar gibi
Mana arayarak seyrederler
Bir gök bilirim semavi
Bucaklarında saç telleri
Çocuk düşlerinden yapılmış gibi
Gülümseyen yüzleri vardır
Yan yanayken güneş ile ayın
Sanki bir masal yeri
Bazı sözler coşturuyor sizleri
Bense buhranlı gecemden tam kopmamış
Elimde ucu sivri kamış
Eşeliyorum yeryüzünü
Kazıyorum kehanetler için mezarlar
Ayırmak mümkün değildir bir bütünü
Birbirine her ne kadar zıt olsalar da,
İki kardeştir burada
"Aşk ve ölüm"
Boğanın kaderi boynuz taşımaktır
Ceylanın ki av olmaktır, aslanın ki avcı
Şairin kaderiyse Mecnun olmaktır
İşte açıklığa kavuşuyor sırtımdaki kamçı
Ne kadar çok etsem de sitem
Bozulmaz düzen değişmez sistem
Ama biliyorum ki bir anlamı da bu yaşamanın
Hayat, ölmektir uğruna Leyla'nın
Dile geldi tüm kitaplar
Açtı gecenin bağrına mehtaplar
Gerçek oldu çölde seraplar
Ve şu iki kelimeyi söylendi
"Aşk ve ölüm"
©s.m.şair