Sen böyle olunca ben silinip gidiyorum sanki
Kendimi unutuyorum benliğimi unutuyorum
Yaşama arzum, arzularımı unutuyorum
Hani bırakıp git deseler bana
Ardıma bakmadan koşarım delice
Nereye gittiğimi bilmeden ve dahi ne zamana kadar
Ömür bir yolculuk, gelip gidiyoruz hepimiz
Bazı insanlar tek giderler yalnızdırlar gariptirler
Bazı insanlar yürekleri ağırdır, yürekte ikinci bir yürek vardır
Sırrıdır sevdasıdır yarasıdır ilacıdır
Dili laldır o insanların anlatamaz yaşayamaz duramaz
Yüreğine inme gelmiştir felç bir hayat
Kendine dair hissettiği tek şey odur aslında
Yoktur içinde bir damla ruh
Bu yüzden suskundur konuşamaz konuşsa da inandıramaz kimseyi
Yaşatır içinde ama dışarıdan kendisi ölüdür
Hayat bazen büyük bir yolculuktur
Kimisi çöl sıcağında
Kimisi buz dağında yürür
Güllük bir ormandadır kimisi
Kimisi okyanus üstünde ya da gökyüzünde
Fakat birileri öyle bir yük taşır ki
Şayet yanında yürümez ise o yük
Çölden daha sıcak buz dağından daha soğuktur
Bir yolculuk ki her adımı öldürür seferiyi
Ne göz görür, ne gönül işitir ne toprak taşır
Dermansız biçare belki rezil belki yoksul belki yoksun
Garip bir dünya, o dünyada sahipsiz bir ceset
Mezarsız yatarken toprağın koynunda
Başına üşüşen leş kargaları
Şimdi var mezarında yak ağıt
Kara toprakta kokacak son bir parça et
Haydi git üstünü ört sarıl biraz merhamet...
A