Bir zaman gönül çinarın kölesi olduğun, kollarımda Can vermek istediğini söylerken,
Aşkın şahaserin hani bendim her daim ne çok severdin benim seni sevdiğim gibi ya şimdi neredesin sevdiğim.
Şimdi sensız hergün yüreğim yaralı,
Artık çinar ağacın bir şekilde yaprak dökmeye başladı.
Sensız rüzgarlarda savruluyor gün geçtikçe ömrüm.
Ama sen hala bana dönmüyorsun bu aşkın kadrini ve kıymetini neden? bilmedin.
Şimdi seninle olan sevdam,
ipliği kopan tesbih taneleri gibi dağılmış.
Her ne kadar toplasamda sensız bir eksik kalıyor sol yanımda..
Şimdi hasretinle akan gözyaşlarımdan inciden tesbih yapmak isterdim ya sabır diye diye.
Geleceğin günü sabırla çekmek için,
Gönül kalemim seni yazdıkça, sana duyduğum sevgi, Kelimelerim şelâleleşiyor. hasretinle yanan kalbim müşfik kalbine ne kadar da muhtaç bir bilsen.
Belki koşar gelirdin ama ne fayda feryadımı duymuyorsun, ve
Aşkın ne kadar yüreğimi yaksada aşk közünde, Hatıramız küllenmez sevdiğim bilmeni isterim..
Bu gönül aşkınla yandıkça bilki Zümrüd-ü Anka gibi kendi külümden doğar ve seni ilk gün sevdiğim gibi yine seni sevdamla kalbim deki aşkla bekliyeceğim sevdiğim...
©hasanbey.
H