A

Aşkperest

Senin nabzın vurdukça,
Yeryüzü bir kez daha nefes alıyor.
Suyu kirpiklerine buluyor,
Göz kırpışlarının tâzeliği.
İzlerini silemiyor yağmur,
Nasıl ki o sıcaklıkta
Kaşlarından bir damla süzülüyor,
İşte o an biraz daha yaşamak istiyor kuşlar.
Çünkü ellerin,
Toprakta yeşertir kuş kanatlarını.
Avucuma sığmaz yüzün,
Sevişmeleri göçmeye zorlayan
Kırık bir iklimin aynasıdır,
Gönül koyuşlarının şımarıklığı.
Sessizliğimi saklayan,
Ve öptükçe güzelleşen ellerin,
Kar altından sızan yalnızlığın
Döşeğimin ipeksi hüznüdür,
Pâyeli şakaklarımı eskiten...
Rüzgarı sırtlayan bir deniz,
Sarıdır, yeşildir, ıssız ve renksizdir.
Bir otobüs garından,
Ayrılığın ürkekliğidir,
Toz kaçınca yaşaran toprakların...
Buyüzden suskunluğumu süsleyen,
Kitapsı, sürtük bir mahkemenin,
Terkedilmiş,
En ağır davasıdır gidişini düşlemek.
Ve nihâyet o mektubun ucunda,
Gökyüzünün mâsum bir su içişi,
Virgülsüz, noktasız ve soluksuz
Bir âmâ olsa,
Uyukusunda can havliyle
Görmektir seni.
Bir ölü olsa,
Mezarına tekrar gömülesiye
Sevmektir seni...
©aspidistra