E

Ayna

Kaybolan günden güne
sebat edilmemiş mevsimler dolanır.
Omuzlarıma binmiş yükleri taşırdım birikinti
konisi ile sırasıyla...Pas tutmuş kulaklarım da
koca bir maziyi sürükler önüme katardı
narin betim benzimde oyalanır
Geri dönüşü mümkün olmayan zamanın
Yoncası tohumları bünyemi taşır...
Beyazlamış saçım da ağardıkça dağılmış
etrafa  parça parça pamuk yumağı gibi
dolanırsın ne çok ödün vermişim meğer 
kırıklarımdan aldırdıkça uçları nı 
incelmiş epeyce ...
Beyazlardan geriye kalan
bir kaç tutam sadece tutsan yere saçaklanir
kangren olmuş düşlerim sancılarım
demlenen sabırla yüreğim eridikçe
köz olur irin toplayan kızgın ateştir
dokunsan savurur yangınları kül eder...
Aynalar
Kim ne diyecek ki şimdi! son halim düşkün derbeder umurum da sanki !
ömrümün yalanından sıyrıldım kalanım ben
bölenini kaybeden
kurtulamadım daha geçici heveslerimden
cazip gelir hala...
Soğudum kendime de buzlardan sarkıtlar
duvar ördüm üzerimden geçmeyin
takılır ayağınıza düşersiniz parçaları
can yakar...
Her şey hiç bir şey uğruna  düşündüğümde 
toplayamam artık ne yası ne de yaşı damla damla nurları akarken etrafa tutamadım
sırları tek tek döküldü aynaya eremedim
murada çıkamadık kerevetine doyasıya...
©ebrulimsi_