Öyle bir yaşa geldik ki gümüş tepsilerde sunulan hatıralar hüzün kokulu
Kahkahalar yalanla karışık aşk artık sahteyle dolu gökyüzü daha da gri yağmur öyle dertli ki saçlarıma çiseliyor aklarını
toprak insandan bezgin içi dışı ceset
Umut da gömülüş toprağa olmayan cesediyle gönlümün çorağına
Yaşam geçmişi urgan yapıp dolamış boynuma ne geleceğe ne şimdiye varolmak mümkün ölürken yaşamak istemektir belki de bilinmez ülküm
Sonun vitrinlerinden ölümler beğenmek kendine akları çizgileri beklemek yahut bir kalbi kaptırmak ela gözlü kadına aynı son aynı ölümmüş aslında
©tigin
T