E

Ayrılığın Mevsimi

Fon: Serim Ağlar Türküsü Grup Abdal
Kendi türküsü vardır ayrılığın da
söylemeyemez olur ; üşürsek eğer
gel soba da ısınırız sarılırız sıcacık
battaniyesi ile. vahdet-i vücut olurduk..
Kış mevsiminde
Göğe bakma zamanıdır şimdi aynı anda...
Görmek için bulutları beyazında
Nakış gibi işlenmiştir...
Ayrılığın sarılacak kimsesi yoktur ya
Öksüz yetimdir...
yıldızin kaymasını bekler her dilek
için tutulurdu yıldızın da parıldayan
gözleridir gecenin ışığın
gölgesi altında
Güneşi sönmüş kaşları çatıktir
Dudakları titreyen su testisidir kırılan
sıfırdan başlayan mağlubiyetini
kutlayan masasındaki yalnızlığın
kadehindeki her yuduma özlem katardık
içine doyasıya içirirdin bana.
Sessizliğin de vardı sozleri harfi mesela alfabesinde
Sözü haykıracak çığlığı vaveylâ olan
Gökyüzünde kararır toz bulutları sarar etrafını
Ayrılığın üzerini örter kızıl rengi bulutlarda
saklanır korku ile gök gürültüsüne karşı
ürkektir sesi
Sokak lambasınin etrafın da yanan ateş
böceklerinin çoklu kaleografisini izler
bir bir sıralanır onlar gecenin asil rengine karışırdı rengarenk görüntüsü gök kuşağı idi sanki yazılması gereken kaç şiiri vardır...
Yazmak istediği kalemi donarken
Mürekkebin kanına damlar teni uyuşurdu.
Müsveddeler de uymaz birbirine
Kağıtlar da mürekkebinde
Donuk rengine tabidir artık
Incir reçelini çok seven
bir yazarın hikayesindeki hazin sonu
buruk tadı sırf o çok beğeniyor diye yediği
reçelin tadını unutamaz şair bile...

©ebrulimsi5