M

Ayrılık melankolisi

Sevgilim bak ne tuhaf çelişki
Gidiyorsun ve mutluluklar diliyorsun
Kalıyorum ardından bakıp oldukça buğulu her yer
Saniyelerle denk adımlar atıyorsun
Sevgilim gidiyorsun
Karanlığa çekiliyorum
Aramızdaki mesafeler arttıkça...
Kokun azalıyor, hüzün çoğalıyor
Titriyor dudaklarım, sızlıyor her yanım
direnemiyor gözyaşlarım
Sevgilim gidiyorsun
Beraberinde götürüp tüm iyi ihtimalleri,
Yaşanması muhtemel, mutlu, gözlerin dolu, ellerin dolu, sen dolu
Güneşli güzel günleri
İmkansız kılıyorsun...
Sevgilim gidiyorsun;
Bana sırtını dönüyorsun
Söylenecek onca sözüm varken
Üstelik, seni seviyorum bile diyememişken henüz
Hepsini boğazıma diziyorsun..
Sevgilim gidiyorsun
Mümkün müdür yaşamak artık
Bu vedanın yıkıntıları mıdır üstüme çöreklenen?
Eziliyorum, ağır taşlar asılıyor kalbime
Kan gölü oluyor bastığın her nokta
Sevgilim ne çabuk belli ettin gidişini
Korkunç soğuk rüzgarlar delip geçiyor içimi
Oysa içim alev topu, ateş fışkırıyor gitme derken dudaklarımdan
Bu kavuran sıcak değil istediğim
Senin sıcağına benzemiyor.
Bu oldukça acı veriyor.
Sevgilim, nasıl da dokunmuştun öyle yüreğime
Ve giderken de son defa elime
Hiç bırakmamanı dilerdim şimdi..
Uzun biçimli parmakların, sonsuza kadar kenetlense ellerime
Hiç şikayet etmezdim...
Sevgilim;
Yazdığın notu okuyorum şimdi
Kan ağlıyor içim
Acı yağıyor gökten üzerime sicim sicim
Kalem hâlâ sen kokarken ve hâlâ sıcakken
Fazla uzaklaşmış olamazsın diyor bütün ruhum çırpınırken
Gitmemen için her şeyimi verebilecekken
Ve sen bunların hiç birini bilmezken
Bir de bunun için ağlıyorum
Kalbim yeterince kırılmışken
Sevgilim;
Saçların ne de güzel dans ederdi ılık bahar aylarında
Rüzgarla bütünleşip müthiş bir ahenkle
Kıyıda köşede hayran hayran izlerken seni gizlice
Bir daha yaşanmayacak o günler için bir o kadar perişan
Nasıl da sevdim seni büyük bir şevkle..
Sevgilim;
Dokunmayı bilmezdi benim aşkım
Sözlere gerek duymazdı
Gözlerin yeterliydi
Benden başka kimse betimleyemezdi mükemmelliğini..
Nazım bile anlatamazdı inan bana
Bir Picasso tablosunda bulamazdın böyle bir ihtişamı
Dali bile o kadar sürrealist değildi..
Ama ben deliydim Dali'den bile daha fazla
Ve ben bir sarhoştum Bukowski'den daha büyük
Bağlama kanala takılma hiçbiri önemi yoktu
En güzel sanatı yapıyordum seni severken
Ve boşver Sonat' ı monatı
En büyülü melodiler yanıklanıyordu o an parmak uçlarımdan beynime
Elektrik elle tutulur cinsten
Süzülüyordu kalbinden kalbime..
Olmayacak artık gömülecek hepsi
O mazi denen insafsız yere
Şu enkaz bedenimi terk edecek cılız bir ruh kaldı geride
Seni ilk gördüğüm sokakta şahit oluyorum sırtını dönüşüne
Hangi köşeden dönsem de bu acıya katlanabilsem..!
Gidişinin karanlığından öpüyorum
Son damla düştü kaldırım taşlarına
"Necip'in kemikleri sızlıyor.. hissediyorum. "
Taş delindi, gözpınarlarım kurudu..!
Ah sevgilim bak ne tuhaf çelişki;
gidiyorsun ve mutluluklar diliyorsun
Geride durmaya mahkum bir kalp bırakıp
Farkında olmadan faili güzeller güzeli Bir cinayete yol açıyorsun...
(Buraya kadar okuyan herkese teşekkür ediyorum. Tekrardan burada olmak güzel.)