Sersem eden rüzgarın dağıttığı saçlarımı tarıyordum,
kırık, eski, bilmem kaç yıllık hatıraları görmüş unutulmuş bir antikacının vitrininde yeni sahibini bekleyen Fransız bir aynada...
Ellerime bakıyorum buruş buruş olmuş. Sefalet yüzümde tokat..
Dişlerim çürük ve dökülmüş dövüştüğümüz sokaklarda kırık düşlerimiz gibi dağınık Dişlerim.
Biri o yanda biri öbür yanda...
Babamı görmüşüm 20 yıl sonra,
Mutluyum aslında.
Köşe başından iniyordu yanında küçük oğluyla...
Saklandım görmesin diye bin bir duayla.. Benden genç duruyordu babam..
Maşallah dedim o anda..
Tahtadan bir Pinokyo vardı çocuğun elinde Bir de oyuncak almıştı ona..
Kıskandım..
Fısıltıyla ürperdim rüzgarında akşamın. Ölüyordum hayatın yorgunluğunda. Yalnızlığımı giderdim Gecesinde şarabın.. Bir öpücüğe 10 lira verdim...
Sessizliğimi giderdim..
Babamı görmüştüm cezaevinde ağlarken öyle.
Hep öyle bilirdim hayalimde.
Şimdi baksana
Ömrüm, gözüm, gönlüm pas içinde Zakkum çiçekleri açıyor yüreğimde..
Hay ben böyle kaderinde..
©uğurünver
U