Cevherin içinden dahi söküp çıkartmaya güç yetirdiler
Tek nefeste debeleniyordu halbuki yaşamak sanrısı.
Dışta dışbükey yansımasıyla bakışırken,
Karanlık yüzler taş attılar uzakca bir sınırdan
Sabah daha yenice gün ağarırken.
Uzun ve sayısı gür bacaklarıyla suyun üstünde
Çok kere sekti taş yoruldu,karardı.
Bu minvalde su da toparlanıp duruldu,
Çarçabuk hem de ışık kere ışıktı saçtığı.
İçiçe geçen,
Parlaklığından olsa gerek
Sihrin aldattığı gözde
Çapı parmaktan hızlı genişleyen
Yüzükleri döverek örste
Bir bağlaç bir bağlam keşfettiler.
Fakat!
Onu da o aldı ellerinden.
Kollarından mecali düştü ardından,
Aklının uçurum uçlarından geçense başka düş
Kalan azdan az kalan yarından.
Düştü kolları diz kapakları yakınına
Ve rastgelme yolları tenhaya,
Tenhada kendi yüzüyle bakışarak kaldı ayakta.
A